Powered By Blogger

Cumartesi, Temmuz 13, 2019

2000 - MEHMET CAN ŞİRİN MERMER - 1. BÖLÜM

Pırıl pırıl , masmavi bir gökyüzünün olduğu bir Şubat günüydü.Saatler on üçü gösteriyordu. Fevkalede dondurucu soğuktan korunmak için çenesini yüzüyle kapatmış olan Nizamettin Faruk Abdullah Fencioğlu , bir toz yığınının da kendisiyle beraber içeri gelmesini önleyecek kadar hızlı değildi.Can Konutları'nın balkonundan içeri girmeyi ustalıkla başarmıştı.Apartımanın girişi kuru fasulye, köfte ve bulgur pilavı kokuyordu.Hemen karşısındaki büyük pespembe duvara geniş ve boy olarak çok büyük olan bir poster asılmıştı.Posterde 2 metreden geniş büyük , geniş kocaman,bir yüz , gülen bir yüz bulunuyordu.30 - 35 yaşlarında, kalın ve iri bembeyaz olmuş bıyıkları,sert haşin bakışlı , yüzünde yaşamın tüm acı izlerinin bulunduğu yakışıklı bir insanın yüzü bulunuyordu.Nizametin Faruk Abdullah Fencioğlu , derhal merdivene yöneldi.Asansöre binmesine gerek yoktu.En güzel zamanlarda bile pek ender , ender çalışırdı bu koca asansör.Kaldı ki esasen apartımanda yaşanan bir tekniksel bir sorun sebebiyle sık sık elektrik kesintileri olması nedeniyle bu sefer asansör hiç çalışmıyordu.Daire yedinci Kattaydı.Otuz dokuz yaşında olan ve sol ayak bileğinin üzerinde iri bir akne bulunan Nizamettin Faruk Abdullah Fencioğlu, merdiveni iki de bir durup dinlenerek yavaş yavaş çıkıyordu.Adeta merdivenlerin nakışını inceler benzer biçimde bir hali vardı.Nizamettin'in...Her katta,asansörün tam karşısına asılmış olan posterdeki  kocam yüz duvardan Nizamettin Faruk Abdullah Fencioğlu'na bakıyordu.Fotoğraf o kadar büyük bir itina ile yapılmıştı ki, gözler canlı gibiydi.Adeta portrede ki adam sizi gözleriyle izliyor gibiydi.Posterin altında, ''DAYI'NIN GÖZÜ ÜZERİNDE '' yazıan bir ibare vardı.İçeri de inceden bir ses plastik üretimiyle ilgili olduğu anlaşılan bir ekip rakamlar okumaktaydı.Ses, aşağıdaki duvarın bir kısmını kaplayan ve adeta donuk bir aynayı andıran dikdörtgen benzeri bir madeni levhadan geliyordu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder